Tüketicinin Tarafı Olduğu Taşıma Sözleşmesinden Doğan Uyuşmazlıklarda Görevli Mahkeme Sorunu

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda tüketici işlemi tanımlanırken taşıma sözleşmesine de açıkça yer verilmiştir. Bu sebeple taşımanın yapıldığı yer kara, deniz, hava neresi olursa olsun taşıyıcının karşısında taşıtan ya da yolcu olarak tüketicinin yer alması durumunda akdedilen taşıma sözleşmesi, 6502 sayılı Kanun kapsamına girmektedir.

6502 sayılı Kanun kapsamındaki sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar bilindiği üzere tüketici hakem heyetleri ya da doğrudan tüketici mahkemeleri önünde görülmektedir. Halbuki bu davaların büyük kısmı, aynı zamanda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4 ve 5. maddeleri gereği ticari davalardandır ve ticaret mahkemelerine görülmesi gerekir.

6502 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra Kanundaki göreve dair madde gereği tüketicinin tarafı olduğu taşıma sözleşmelerinden doğan tüm uyuşmazlıklar tüketici yargısında görülmeye başlanmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi de bu yönde kararlar vermiştir.

Söz konusu görüşün ve 6502 sayılı Kanunun eleştirisini daha önce Banka ve Ticaret Hukuku Dergisinin (BATİDER) Haziran 2015 sayısında yayımlanan “6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Taşıma Hukukuna Müdahalesi” başlıklı makalemde belirtmiş idim.

Son dönemde verilen bir kararda ise, aksi yönde görüş bildirilmiştir. Karara konu olay hava taşıması ve bagaj kaybından doğan tazminat istemine dayanmaktadır. Davada hem tüketici hem asliye ticaret mahkemesi görevsizlik kararı vermiştir. Bunun üzerine dosya önüne gelen Yargıtay 20. Hukuk Dairesi ise, şu ifadelere yer vererek yargı yerini tayin etmiştir:

“Bir hukuki işlemin sadece 6502 Sayılı Kanunda düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Somut olayda, davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait uçak ile Türkiye’ye döndüğünü, ancak kaybolan bagaj ile muhteviyatını teslim alamadığı iddiasıyla alacağının  işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir. Bu durumda taraflar arasındaki ihtilafın Türk Ticaret Kanununda düzenlenen taşıma hukukundan kaynaklandığı anlaşıldığından uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesi uyarınca asliye ticaret mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 Sayılı HMK’nın 21-22. maddeleri gereğince Asliye Ticaret Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine 21/11/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi”.

Anılan kararın taşıma sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklar başta olmak üzere sigorta hukukundan doğan davalara da sirayet edeceğini düşünüyorum. Ayrıca karar, tüketici mahkemelerinin iş yükünü de hafifletecektir. Kararın bu yönde olması sevindiricidir. Zira tüketici mahkemesi, Türk Ticaret Kanunu ya da uluslararası anlaşmaları uygulamak suretiyle uyuşmazlığı çözecek genel görevli mahkeme değildir.